Trabzon'da 26-27 Aralýk 2009 tarihleri arasýnda gerçekleþtirilen Doðu Karadeniz Çevre Platformu Birlikteliði (DOKÇEP) panelinin sonuç bildirgesi açýklandý.
Buna göre, Doðu Karadeniz Bölgesi'ndeki hidroelektrik santrallerinin 2023'te ihtiyaca cevap vermeyecek konumda olacaðýna dikkat çekilerek yenilenebilir enerjiye aðýrlýk verilmesi gerektiði belirtildi.
Ülkenin enerji ihtiyacýnýn karþýlanmasý ve bu konuda dýþa baðýmlýlýðýn azaltýlmasýnýn acil ve çözülmesi gereken bir sorun olduðu belirtilen sonuç bildirgesinde, doðayý gözetmeden sadece en kýsa sürede enerji üretmeyi hedefleyen giriþimlerin sorunu çözmeyeceði gibi, daha da büyüklerinin peþi sýra gelmesine neden olacaðý vurgulandý.
Nehir tipi santraller inþa ederek hidroelektrik enerji üretimi ile ilgili son dönemde artan giriþimlerin bu nedenle endiþe verici olduðu belirtilen bildirgede þu konulara dikkat çekildi:
"Hidroelektrik potansiyelimizin tamamýný elektrik enerjisi üretimine ayýrmak ne kadar doðru? Hidroelektrik Elektrik Enerjisi Piyasasý ve Arz Güvenliði Strateji Belgesi'nde 2023 yýlýna kadar hidroelektrik potansiyelimizin tamamýnýn elektrik enerjisi üretiminde kullanýlmasýnýn saðlanacaðý belirtilmektedir. Devlet politikasýnýn Hidroelektrik Santralleri (HES) destekleyici yönde olmasý; eðilimlerin artmasýna neden olmuþtur. Kamu ve özel sektör tarafýndan Türkiye genelinde yapýlmasý planlanan 2 bine yakýn nehir tipi HES Projesi bulunmaktadýr.
Projelerin toplam kurulu gücü 25 bin MW, yýllýk ortalama üretimi 125 bin GWh'dir. Öngörülen bu üretim deðeri, ülkemizin 2008 yýlýnda tükettiði elektrik enerji miktarýnýn yüzde 60'ýna karþýlýk gelmektedir. Baþlangýçta çok büyük görünen bu pay, söz konusu projelerin tamamlanmasý öngörülen 2023 yýlý elektrik talebinin sadece yüzde 5'ini karþýlayabilecektir."
"Proje için seçilen alanlarda bütüncül havza esaslý analize dayalý planlama yapýlmalýdýr. Enerji güvenliðinin yenilenebilir enerji kaynaklarý ve enerji verimliliði ile saðlanacaðýna inanan TEMA Vakfý nehir tipi Hidroelektrik Santraller (HES) ile ilgili geliþmeleri yakýndan takip etmekte ve tüm canlýlarýn yaþam kaynaðý olan suyun sadece enerji kaynaðý ve para kazanma aracý olarak görülmesinden büyük rahatsýzlýk duymaktadýr. HES'lerle ilgili belirsizlikler ve sorunlar çözülmeden bu projelerin uygulanmaya devam edilmesi telafi edilemez doðal tahribata neden olacaktýr.
Bu nedenle proje için seçilen alanlarda bütüncül havza esaslý analize dayalý planlama yapýlmalý ve projenin her aþamasýnda yöre halký ve STK'lar süreçlerin içerisinde yer almalýdýr."
"SU TÝCARÝ MAL DEÐÝLDÝR"
"Su ekonomik deðeri yüksek olmasýna raðmen kaynak veya ticari bir mal deðil, herkesin yaþamýný sürdürebilmek için ulaþmaya hakkýnýn olduðu doðal bir varlýk, ekolojik sistemin bir parçasýdýr. EPDK (Enerji Piyasasý Düzenleme Kurulu) yapýlan baþvurulara yerel halk ve kurum kuruluþlarýn görüþlerini almadan lisans vermektedir. Bu da yerel yönetimleri çözülemez sosyal ve teknik sorunlarla baþ baþa býrakmaktadýr. Arazi ve orman kadastrosu tamamlanmamýþ alanlarda mülkiyet deðerlendirmesinin yapýlamamasý bu sorunlara örnektir.
"Planlanan tüm HES Projeleri için en kritik konu; suyun ne kadarýnýn kullanýlacaðý, sucul yaþamýn ve diðer ekosistemlerin devamýný saðlayacak ekolojik su ihtiyacý (cansuyu) miktarýnýn firmalarla yapýlan anlaþmalarda net olarak yer almamasýdýr."
"Yapýlacak kanal, yol, tünel vb. inþaatlar ormanýn bütünlüðünü bozacak, ulusal ve uluslararasý sözleþmelerle koruma altýna alýnan çeþitli yaban hayatý alanlarý tahrip olacak, böylece altýnda imzamýz bulunan veya taraf olduðumuz uluslararasý sözleþmelere aykýrý hareket edilmiþ olacaktýr."
"HES YÖNETMELÝÐÝ AFETE DAVETÝYE ÇIKARIYOR"
"Eskiden beri, kurulu gücü 0.5 MW'ýn altýnda olan HES projeleri ÇED Yönetmeliðine ve hiçbir yasal/kurumsal izine tabi deðildir. Bugün bu boyuttaki birçok HES projesinin özel sektörün yatýrým pörtföyünde olduðu bilinmektedir.
Bu tür projelerin de diðer boyuttaki HES projeleri gibi doðal ve sosyal çevre ile doðrudan etkileþimleri olacaðý açýktýr. Öte yandan, mevcut projelerin pek çoðu 10 MW'in altýnda olup ÇED sürecine tabi tutulmadan lisans almýþtýr veya alma aþamasýndadýr. Sözü edilen projeler inþa edildiðinde tahribatýn boyutu daha da büyüyecektir.
Özellikle orman ve mera alanlarýnda yaþanacak tahribat, ayný zamanda yaðýþ sularýnýn sele dönüþmesine ve topraklarýn erozyonla taþýnýp gitmesine neden olacaktýr. "EPDK, yatýrýmcý kuruluþlara inþaat için 40 ay gibi kýsa bir süre vermekte, bu süre yasal prosedürleri yerine getirmeye yetmediðinden ve mevsimsel koþullar nedeniyle inþaat alanlarýndaki çalýþma süresinin kýsýtlý olmasý, çalýþmalarýn ruhsat almadan baþlamasýna neden olabilmektedir.
HES Proje inþaatlarý bittikten sonra bu kez enerji nakil hatlarýnýn nereden geçirileceði sorunu gündeme gelecektir. Projelerde yüksek gerilim hatlarýnýn nerelerden geçeceði ya da ne kadar orman tahribatýna neden olacaðý da yer almamaktadýr.
Proje alanlarý jeolojik, topografik ve iklimsel özellikleri nedeniyle sel ve heyelan gibi afetlere karþý son derece hassastýr. Bu yapýnýn tahribi toprak ve su dengesini olumsuz etkileyerek afetlere davetiye çýkaracaktýr."
"AKARSULAR YATAÐINDA BIRAKILMIYOR"
"Proje yapýlacak alanlarda bütüncül havza esaslý analize dayalý planlama yapýlmalýdýr. HES projelerinin çevresel etkileri deðerlendirilirken ayný akarsu üstünde yapýlmasý planlanan projelerin toplam etkileri göz önünde bulundurularak ekolojik aðýrlýklý bir deðerlendirme yapýlmalýdýr. Projeler hazýrlanýrken yerel halk bilgilendirilerek görüþleri alýnmalýdýr. Yöre halkýnýn ve ilgili STK'lar projelerin her aþamasýnda sürece dahil edilmelidir.