Hikmet Çetinkaya/Cumhuriyet
Ýlhan Selçuk’la Bayram Sohbeti...
Bir kâðýt parçasýna güzel þeyler yazmak, yaþamýn mavi sularýnda düþ kurmak, geçmiþe doðru bir yolculuða çýkmak...
Fransýz þair Edmond Jabes’in kelimenin içindeki hayat þiirini okumuþtum. Yolda giderken dizelerini anýmsamaya çalýþýyordum.
Bir kâðýt parçasýna kelimeyi dökmek, o anda beyaz sayfayla sözü tutuþturmak mýdýr?
Jabes þöyle der:
“Harflerin sesinde yüzyýllarýn gururu ve yýkýmý yatýyor.”
Bir iþaretin peþine takýlmýþ aðdalý sessizlik, çoðu kez yazarý yaþamýn derinliðine götürür, yaþadýðý ülkenin sorunlarýyla tümleþtirir.
Yaðmurlu bir bayram sabahýnda Ýlhan Selçuk’la konuþuyorum hastane odasýnda...
Her zaman olduðu gibi yine Türkiye’yi, dünyayý konuþuyoruz Ýlhan Aðabey’le...
Türkiye bölünüp parçalanýr mý? Þoven milliyetçilik Türkiye’yi nereye götürür? Demokrasi ve özgürlük nedir?
Kýz kardeþi Ülfet Ertel’in gözlerinin içi gülüyor...
Diyor ki:
“Aðabeyim bugün sýký bir kahvaltý yaptý!”
100 gündür hastanedeydi Ýlhan Aðabey...
Ýþte bu sýrada Ülfet Haným’ýn telefonu çaldý, bu kez arayan Turhan Selçuk’tu. Ýlhan Selçuk, Turhan Aðabey’le bayramlaþtý.
Benden önce tiyatro sanatçýsý Iþýk Yenersu uðramýþtý Ýlhan Aðabey’e...
Ve sohbetimiz baþladý...
Türkiye nereye gidiyordu, kimilerinin “Kürdistan hayali”gerçekleþmiþ miydi?
Ýlhan Aðabey, ABD emperyalizminin Irak’ý iþgalinin nedenleri üzerinde durdu. Fransýz Devrimi’nden söz etti, Mustafa Kemal ve arkadaþlarýna, Kurtuluþ Savaþý’na deðindi, Lozan’ý anlattý uzun uzun.
***
Uzun süren konuþmamýz süresince, yeryüzünün tarihine deðindi Ýlhan Aðabey; savaþlardan, iç savaþlardan, devrimlerden karþý devrimlerden söz edip þöyle dedi:
“Pinochet, Franco, Salazar ya da benzerleriyle Ýslam dünyasýnda ortaya çýkan diktatörleri, bir noktada birbirinden ayýrmak gerekiyor. Batý reform aþamasýndan geçti; ‘uyanýþ’ ve ‘aydýnlanma’ dönemlerini yaþadý; 1789 da, 1917 de Batý kafasýnýn ürünleridir. Bilim dinden baðýmsýzlaþtý, Batý’da akýl, yobazlýðýn egemenliðinden sýyrýldý, özgürleþti. Diktatörler gelip geçtiðinde geriye býraktýklarý acýlar unutulup, kan gölleri kuruyunca toplum demokrasiye kavuþabiliyor. Siz bunlarý yazarsanýz, darbeci ya da faþist oluyorsunuz!”
Ýlhan Selçuk, 2009 biterken “Kürdistan hayalleri”yle yaþayanlarýn “demokrasi ve özgürlükleri” kullandýklarýnýn altýný çizip þöyle diyor:
“Irkçý ve þoven milliyetçiliðin, faþizmin panzehiri, Atatürk milliyetçiliðidir. Bu milliyetçilik asla ýrkçý deðildir.”
Ýlhan Aðabey, demokrasi ve özgürlükler kavramýnýn altýný da çiziyor:
“Demokrasi temel hak ve özgürlükleri getirir. Geçen hafta kamu çalýþanlarý alanlara çýktý grevli ve toplusözleþmeli sendikal haklarýný almak için. Baþbakan ise emekçilere gözdaðý verdi. Bunlar mý demokratik açýlým yapacaklar, Türkiye’yi AB’ye taþýyacaklar? Sol bir gün Türkiye’de iktidar olacak, bu acý günler unutulacak.”
Ýlhan Aðabey bir önemli noktanýnda altýný çizdi sohbetimiz sýrasýnda:
“Avrupa faþizme karþý direndi ve galip geldi. Avrupa ortaçaða dönmedi. Doðu’da Ýslam dünyasý, ortaçaðýn karanlýðýný henüz yýrtabilmiþ deðil.”
Ýlhan Aðabey, gazeteleri didik didik okuyor, televizyonlarý izliyor... Türkiye’de ve dünyada ne olup bittiðini biliyor.
Cumhuriyet gazetesinin, demokrasiden, temel hak ve özgürlüklerden yana olduðunu, bilime ve akla dayalý bir eðitim düzenini savunduðunun bir kez daha altýný çiziyor.
Diyor ki:
“Kürtler bizim kardeþimiz. O ayrý bir þey. Bizim Kürdistan hayalleri kuran, ülkeyi bölmek isteyenlerle iþimiz olmaz. Aradan bunca yýl geçtikten sonra Ýstiklal mahkemelerini yargýlamak isteyenlerin amacý ne? Demokrasi mi? Hadi caným sen de!”
***
Sohbetimiz burada bitti...
Ayaða kalktým...
Her zamanki gibi “Çocuklarýma selam söyle... Beni unutmayan okurlara da...” dedi.
Gözlerinde bir sevinç yumaðý, mutluluk...
Þöyle seslendi:
“Demokrasi bir yaþam biçimidir... Cumhuriyet hiçbir partinin yayýn organý deðildir. Atatürk milliyetçiliðini ýrkçýlýk, kaba milliyetçilik sananlarýn akýllarýna þaþýyorum. Bunlar Nutuk’u okusunlar.”
Fazilet Kuza ve Hüseyin Gürer, Ýlhan Aðabey’in yanýna geliyorlar, ben hastaneden çýkarken...
Dýþarýda inceden bir yaðmur... Gazeteye giderken Edmond Jabes’in dizelerini mýrýldanýyorum.