Tozkoparan- Bildiðim kadarýyla Sinoplusunuz. Hakan Ünsal'ýn Sinop'taki çocukluðundan biraz bahsedelim.mi?
Hakan - Aslen Sinop Ayancýklýyým. Fakat babamýn kýsa süreliðine Ýzmir'e gitmesiyle ben Ýzmir'de doðdum. Yaklaþýk 2.5 yýl Ýzmir'de kaldýktan sonra tekrar Ayancýk’a döndük. Ýlkokul, ortaokul ve liseyi Ayancýk'ta bitirdim. Babam benim futbolcuydu.
- Aaa öyle mi! futbol baba mesleði o zaman.( gülüþmeler)
- Tabii tabii genetik olarak ondan geçmiþ. Babam Ayancýkspor'da oynadý. Çok hýzlý bir oyuncu olduðu için “motor Necati” lakabýný takmýþlar babama. Ben çok küçükken futbolu býraktýðý için, oynadýðý dönemleri çok net hatýrlamýyorum. Hayal meyal babamýn elimden tutup antremanlara götürdüðünü hatýrlýyorum sadece. Ben 11 yaþýndayken vefat etti. Babamdan sonra ben Ayancýkspor'da oynamaya baþladým.
- Peki sizin ünlü bir futbolcu olma hayaliniz var mýydý?
- Yok yok. Öyle bir hayalim yoktu. Daha çok teknolojiye merakým vardý. Uçaklar acayip cezbediyordu beni. Pilot olmak daha cazipti.
- Peki hala var mý?
- Evet hala teknolojiye, bilgisayarlara ilgim devam ediyor, evi biliyorsun.
- Ýlk profesyonel oyuna nerde baþladýn?
- Ayancýk'ta lise bitene kadar hep amatör olarak oynamaya devam ettim. Ýstanbul’da yaþayan bir akrabamýz bir takýmda oynuyordu o birgün “Ýstanbul'a gel burada oyna” dedi. Madem ki oynuyorsam þansýmý denemeliyim, bu küçük yerde ne yapabilirim diye düþündüm ve hemen hiç düþünmeden de atladým geldim.
- Baba mesleði nasip oldu yani...
- Bu tabi babadan geçmiþ olmasý yetenekle de çok alakalý. Ýstanbul olunca zaten hemen fýrsatý deðerlendiririm. Ayancýk'ta kalýpta o herkesin gittiði yoldan gitmektense biraz daha farklý bir þey deneyeyim dedim. Ýstanbul’da þansým döndü, gittiðim takým iyi bir takýmdý. Þampiyon olduk.
YERÝN DÝBÝNE GEÇÝREN TRANSFER GÖRÜÞMESÝ
- Ýstanbul'a geldiðinizde ilk hangi takýmda oynamýþtýnýz?
- Ýstanbul Emlak Bank Spor Klübü vardý. Galatasaray'a gelmeden önce de birkaç tane yol ayrýmýna geldim ki artýk ona kader mi diyeyim þans mý diyeyim. Öyle þeyler önüme çýktý ki belki de bu günlere gelmeyeceðim þekilde farklý yolu tercih edebilirdim. Mesela bir tanesi Bakýrköyspor istiyordu, transfer konuþmasýna gittiðim adam bana öyle þeyler söyledi ki ben yerin dibine geçtim.
- Pardon yerin dibine geçirecek kadar ne söyledi size?
- Utana sýkýla gittiðim görüþmede bana “ne istiyorsun” diye sordular. Ben de “300 bin lira” istediðimi söyledim. Vay sen misin bu parayý isteyen, görüþmeyi yapan adam “Sen” dedi “Hayatýnda hiç o kadar parayý gördün mü?” Tabii biraz mahçup bir tavýrla oturunca karþýsýnda sanýrým o parayý yakýþtýramadý bana. Oysa istediðim para çok büyük bir miktar deðildi. Allah’dan görüþme olumlu sonuçlanmamýþ. Anlaþma saðlanýp da Bakýrköyspor'a gitseydim herþey farklý olabilirdi.
- Peki Galatasaray'a geliþiniz nasýl oldu?
- Amatör futbolcularý Ankara'ya davet ettiler. Orda meðerse Türkiye'den bütün hocalar gelmiþ. Ali Kemal Hoca beni beðendi ki Karabük o sene ilk defa Birinci Lig'e çýkmýþtý. Çok samimi davrandý. Düþünüyorum da büyük bir cesaretti. Amatör takýmda oynayan bir futbolcuya diyor ki "Gel seni 1. lig de oynatacaðým". Garanti de veriyorum. Bu samimiyeti görünce hemen gittim. Karabükspor'da da hakikaten oynattý. Bir senenin sonunda da 1. ligde oynayacaðýma Galatasaray'a transfer oldum. Biraz çabuk oldu Ýstanbul'a geliþ. Bir sene sonra 1. lige transfer ve bir sene sonra Galatasaray'a geçiþ.
- Evet ondan sonrada o tempolu hayata baþlamýþ oldunuz. Popüler bir futbolcu oldunuz. Hayatýnýzda ne deðiþti?
- Ýlk Galatasaray'a geldiðimde popüler deðildim açýkcasý. Çünkü o kadar çok popüler iyi oyuncu vardý ki. Þansým zor gibiydi açýkcasý. Hatta bir arkadaþým “Ne olur ne olmaz dostum sen þuraya bir imza at. Bakarsýn meþhur olursun” dedi.
GS'DE ÝLK GOLÜMÜ NASIL ATTIÐIMI HÝÇ UNUTMUYORUM
- Ýlk golü attýðýn da ne hissettin?
- Ýlk gol Ali Sami Yen'de Bursa maçýydý hiç unutmuyorum. Zor bir maçtý. Bir orta yaptýlar artýk ben topa nasýl vurduðumu, o topun nasýl gittiðini filan hatýrlamýyorum. Statta yükselen seslerden gol olduðunu biliyorum. O heyecanla neler yaptýðýmý dahi hatýrlamýyorum. Maç tekrarýný seyrederken, ertesi gün gazete fotoðraflarýndan gördüm gol vuruþ anýmý ve sonrasýný. Muhteþem bir an, futbolcu kendini kaybeder adeta, bir baþka dünyaya geçiþ aný gibidir, gol atmak.
- Sanat dünyasýnda, sanatçýdan dost olmaz sözü meþhurdur. Futbol dünyasýnda durum nedir?
- Genelde futbol dünyasýnda da geçerliliði olan bir sözdür. Ancak bizim takým için (baþarýlý olduðumuz dönemlerde) rahatlýkla istisnai bir durum diyebiliriz. Çok güzel dostuklar kuruldu hala görüþüyoruz. Belki de takýmýmýzýn baþarýsýnýn altýnda yatan en büyük sebeplerden birisi de bizim ayný zamanda arkadaþ hatta kardeþlik noktasýna getirdiðimiz dostuklardý. Bugün kaç yýl geçmiþ hala Hakan olsun, Arif, Ümit, Vedat’la görüþüyoruz.
OÐLUMUN FUTBOL YETENEÐÝNÝN OLMAMASI ANNESÝNÝN YÜZÜNDEN OLDU
- Oðlun yetenekli mi nasýl futbolcu olmasýný istiyor musun?
- Çok isterdim ancak malesef yeteneði yok. Galiba Ayla’nýn yaptýðý dualar tuttu.
- Nedir tutan dua? Annesi istemiyor mu?
- Ayla’nýn hamileliði benim maçlarýmýn çok yoðun olduðu dönemlere denk geldi. Dolayýsýyla neredeyse yalnýz bir hamilelik dönemi geçirdi. Yalnýz kaldýkça “inþallah oðlum futbolcu olmaz, yeteneði olmasýn” diye dua ediyordu. Anne duasý tuttu ve oðlum malesef futbolla hiç alakasý olmayan bir çocuk. Aslýnda çok seviyor ama anne kurbaný. Çok çalýþsa dahi þansý yüzde on.
- Bir futbolcunun aile yaþantýsý nasýldýr? Eþinize “yeteneði olmasýn” diye dua ettirecek aile yaþantýnýzý merak ettim.
- Büyük takýmda oyanayanla diðer takýmlarda oynayanlara göre çok fakediyor. Çünkü Þampiyonlar Ligi, Türkiye Kupasýydý, ligdi derken, hafta da üç maça çýkan bir maraton düþünün. Eve haftada bir gün iki gün gelmeye baþlýyorsunuz, zor tabii ki. Bir de sezon baþý kamplar var 15-20 gün, tatil de yok...
- Kafadarlarýn birbirini bulmasý mý, yoksa birbinizden etkilenme de var mý?
- Biz bir grubuz namaz kýlýyoruz birbirimizle arkadaþýz bunun dýþýnda kimseyle arkadaþlýk yapmýyormuþuz... Israrla bir görüntü oluþturulmaya çalýþýldý. Kaptan Bülent, mesela namaz kýldýðýný görmedim ama arkadaþýmýz dostumuz. Mesela Taferal Hristiyan ama samimi arkadaþýmýz. Ama bizim namaz kýlmamýzdan etkilenip de namaz kýlmak isteyen arkadaþlarýmýz olmadý mý? Elbette oldu. Öyle teblið ediyoruz, namaz kýldýrýyoruz tarzýnda çýkan haberler maksatlý haberlerdi.
- Hakkýnýzda pekçok þey yazýldý çizildi. Siz kimden etkilenerek namaz kýlmaya baþladýnýz, sizden kaç kiþi etkilendi mesela?
- Ben kendimden örnek vereyim, Galatasaray’a gelmeden önce de Cuma namazlarýna gidiyordum. Takým içerisinde benden öncede namaz kýlanlar ve kýlmayanlar vardý. Ama namaz kýlan arkadaþlarýmýz hiçbir zaman “namaz kýlýn” demediler, ben de kimseye “namaz kýlýn” çaðrýsýnda bulunmadým.
- Sizi bu kadar birbirinize baðlayan baþkalarýný ise bu kadar rahatsýz eden sebep nedir?
- Ýnanç birlikteliði...
FATÝH ALTAYLI'YI ÇILDIRTAN NAMAZ GÖRÜNTÜSÜ
- Galatasaray Klübü yöneticisi Fatih Altaylý’ya göre sizin suçunuz neydi?
- Hakan (Þükür) ve benim de içinde olduðum bir grup diðer arkadaþlarý baský altýna alýyormuþuz. Peki bütün bu suçlamalar 96-2000 yýllarý arasýnda yapýlabiliyor mu, hayýr. Bizim en baþarýlý dönemimizdi. Ama artýk yavaþ yavaþ futboldan kopmaya baþladýðýmýz, ayrýlacaðýmýz dönemde bizi töhmet altýnda býrakan suçlamalar peþ peþe gelmeye baþladý. Oysa, hiç kimse çýkýp da diyemez bize “Namaz” telkini yapýldý diye. Aslýnda bütün sorun, kafasýndaki futbolcu profiline uymuyorduk.
- Nasýl bir profil mesela..
- Parasý var, o zaman mutlaka geceleri dýþarý çýkmalý, içkisini içmeli, dýþarýda eðlenmesini bilmeli, etrafýnda güzel kadýnlar olmalý... Bu profile uymayan kiþilerin sayýsý biraz fazla olunca “ne oluyor” diye afalladýlar tabi...
- Niye afalladýlar?
- Keþke afallamak yerine bizimle konuþmayý deneselerdi. Mesela benim Fatih Altaylý’yla aramýn açýlmasý, odamda namaz kýlarken kapý aralýðýndan beni baþýmda takkeyle görmüþ olmasýdýr, büyük bir olay oldu bu. Galatasaray kulübünde bir oyuncu nasýl baþýna takke takýp namaz kýlarmýþ. Kendi görmüþ ben efendim özel odamda namaz kýlarken kafama takke takmýþým , ooo bu büyük bir olay oldu. Nasýl olur Galatasaray'da biri namaz kýlarken takke takarmýþ...
- Tarikat baðlantýsý nasýl kuruldu peki?
- Tarikattan kastýný hala anlayabilmiþ deðilim. Tarikat kavramýný öyle bir kullandý ki o açýklamalarý duyanlar, sanki biz Hizbullah'a üyeyiz filan... Bu kadar þiddette gösterilen bir tepkiydi.
- Peki Galatasaray tarikatçýlardan temizlendi mi?
- Fatih Altaylý bunu kendine görev addetmiþti. Ýsteyen istediði kadar uðraþsýn, oyuncularýn içinde namaz kýlmak isteyen varsa kýlacaktýr, bu birilerinin uðraþmasýyla, takýmdan atmasýyla engellencek bir þey deðildir. Alt yapýyý da mý temizleyecekler? Nasýl olacak? Yani yarýn Fatih Altay’lýnýn beþ vakit namaz kýlmayacaðýnýn garantisini kim verebilir ki, ya da karýsýnýn kapanmayacaðýnýn garantisi mi var? Namaz kýlan, karýsý örtülü olan futbol oynayamaz diye bir kural mý var?
ASLINDA FUTBOLCU YAÞAMI DÝNDAR OLMAYI GEREKTÝRÝR
- Dindar olmak futbolla barýþmayan birþey midir?
- Hayýr aslýnda tam da baðdaþan bir yaþam tarzýdýr. Futbol artýk tam tersi fiziki güce dayalý bir oyun olmaya baþladý. Dolayýsýyla özel yaþantýna, yiyeceðine, gece yatýþ kalkýþ saatlerine çok dikkat etmen lazým. Kýsaca düzenli bir hayatýnýn olmasý gerekiyor. Þayet saðlýklý olmam lazým, alkol almýyorum, sigara kullanmýyorum, kadýnlarla birlikte olmuyorum bu benim tercihim dediðin zaman sorun yok. Ne zaman ki bütün bunlarý dindar olduðun için yapmýyorsun göze batýyor. Böyle bakýldýðýnda dindar olmak niye futbolla baðdaþmasýn ki!?
- Futbolcu disiplini içerisinde futbolcudan istediklerini inançtan dolayý yapýyor olman sorun...
- Aynen öyle! Futbolcu namaz kýlan, dinini yaþayan olmasýnda ne olursa olsun mantýðýndalar! Dindarlýk, gericilik, yobazlýk olarak algýlanýyor. Ya da bilmiyor. Futbolcu kitleler tarafýndan örnek alýnacak rol modeller olarak görüldüðünden, namaz kýlan, karýsýnýn baþý örtülü olan futbolcu ciddi anlamda sorundur. Gerçek anlamda dindarý tanýmlamak da iþlerine gelmiyor.
- Fatih Altaylý sizinle hiç konuþtu mu bu konularý?
- Yooo! Hiç konuþmadý.
- Peki bu polemikten sonra hiç karþýlaþtýnýz mý?
- Tabii ki... Suriye'ye FB takýmý gitmiþti, baþbakan kafilesinde... Ben, Rýdvan Hoca, birkaç futbolcu ve Fatih Altaylý da ayný uçakta yan yana yolculuk yaptýk.
- Hiç konuþmadýnýz mý?
- Konuþtuk elbette... Ama... Ama samimi olamýyorsunuz, sizin hakkýnýzda ne düþündüðünü, niyetini, konuþtuklarýný bildiðinizde samimiyet de göstermelik oluyor. Elimden geldiðince birþey yokmuþ gibi davranmaya gerginliði yumuþatmaya çalýþtým.
- Tepkisi ne oldu?
- Benim “sorun yok” yaklaþýmýmým onu da rahatlattý.
AVRUPA'YA AÇILAN PENCEREDE BAÞÖRTÜLÜ GÖRÜNTÜ OLMAYACAK
Nursel Tozkoparan: Ayla sen Fatih Altaylý ile hiç karþýlaþtýn mý?
Ayla Ünsal: Roma maçýnda karþýlaþtýk. Ayný oteldeydik. Ben iki gün öncesinde gitmiþtim. Ancak çok fazla etrafýyla meþgul olan birisi deðilim. Nasýl davranmýþtý, nasýl bakmýþtý hatýrlamýyorum dahi. Ya da ilgilenmedim. Bir gazeteci sonradan Fatih Altaylý’nýn beni gördüðü zaman “Galatasaray Türkiye’nin Avrupaya açýlan penceresi ve pencereden böylesi manzaralarýn görülmesine asla izin vermiycem” gibi laflar ettiðini söylemiþti Hakan’a. Zaten Roma maçýndan hemen sonra Hakan kadro dýþý býrakýldý..
- Peki ya Fatih Terimle iliþkileriniz nasýldý?
- Çok iyiydi ve beni de çok severdi. Hakan’a çok doðru bir evlilik yaptýðýný söylermiþ. Fatih hocayla Fulya abla aile tarzýna çok önem verirlerdi. Hatta Fulya abla eþleri toparlayarak ev toplantýlarý yapardý. Futbolcu eþleri ile hala görüþüyoruz.
- Fatih Altaylý’nýn sarfettiði bu sözlere ve geliþmelere üzüldün mü?
- Hiç üzülmedim. Elbette çok güzel þeyler de yaþadým ama sadece Hakan çok üzüldüðü için üzüldüm. Fatih Altaylý sebep oldu diye ne Hakan ne de ben üzüldüm. Herkes kaderini yaþar, ancak birileri kendilerinin yaptýðýný, çelme taktýðýný düþünerek sevinirler. Bizim inancýmýz kýsmetin bu kadar olduðu...
ÖZELLÝKLE BAÞÖRTÜLÜ BÝRÝSÝYLE
EVLENMEK ÝSTEDÝM BU BENÝM TERCÝHÝM
Nursel Tozkoparan: Bildiðim kadarýyla özellikle baþörtülü birisiyle evlenmek istedin. Niçin özellikle baþörtülü bir eþ?
Hakan Ünsal: Benim karar vermem de enteresan. 96 yýlýnda Paris Senjermen deplasmanýna gidiyoruz, uçak tamamen bizim kafileye ait. Arkadan bir arkadaþ geldi “oooo kapak olmuþsun” dedi. Kapak olacak hiçbirþey yoktu oysa, “hayýrdýr” dedim. “Görmedin mi dergiyi, üç dört sayfasýný da sana ayýrmýþlar” deyince, elindeki dergiye baktým. Bir magazin dergisi, hiç tanýmadýðým bir kýzýn resimlerini benim resimlerimin yanýna koymuþlar. Benimle uzaktan yakýndan alakasý yok. Bir yerde gördüðüm, bir defa olsun selam verdiðim birisi olsa baðlantý kurmaya çalýþacam. Hiç tanýmadýðým bu kadýnla birlikteymiþiz, yakýnda evlenecekmiþiz falan filan... Hiç tanýmadýðým birisiyle böyle haberler yapýyorlarsa yarýn ne olur kimbilir dedim ve o anda evlenmeye karar verdim.
- Evlenmeyi düþündüðün birisi vardý o zaman? Ayla’yý tanýyormuydun?
- Hayýr. Ayla’yý tabii ki tanýmýyorum. Sadece o dönemler yavaþ yavaþ dine karþý ilgim oluþmaya baþlamýþtý. Tanýdýðým bir aðabey vardý ona, “evlenmek istiyorum ancak baþörtülü birisiyle tanýdýðýnýz birisi var mý” diye sordum.
- Görücü usulü tanýþtýnýz o halde?
H. Ünsal: O zaten hayranmýþ bana, hastaymýþ. (gülüþmeler)
HAKAN ÝLE ARKADAÞ HATIRINA TANIÞTIM
Ayla Ü. Hayýrr... Hayran filan deðildim ilk kez o anda tanýþtýk. Benim arkadaþým Hakan’ýn arkadaþýyla evliydi. Bana söyledikleri zaman ilk tepkim “ben ve bir futbolcu yok daha neler” oldu. Arkadaþým “yok bu bildiðin futbolculardan deðil” dedi ancak çabuk ikna olmadým.
- Pardon bildiðiniz futbolcu nasýl?
- Futbolla ilgili deðilim ancak kafamda oluþmuþ bir futbolcu imajý da yok deðildi. Sonuçta ortak neyimiz olabilir diye düþündüm hiç cazip gelmedi. Ama arkadaþým “bizi kýrma bir kere görüþ” deyince kabul ettim görüþmeyi.
- Popüler bir futbolcuyla tanýþmaya gittiðini biliyor muydun?
Ayla Ü. O dönem ne kadar ünlüydü, bilmiyorum. Hatta bir kazaya mahal vermemek için o kadar özensiz giyinerek gittim ki benim için özel bir tanýþma deðildi. Arkadaþ hatýrýna görüþecektim.
- Nasýl görüþtünüz, aileler yanýnda mý?
- Aileler yanýnda deðil ama bir ev ortamýnda görüþtük. Çalýþtýðý yerden almaya gittim ve arkadaþýmýn evine gittik birlikte.
- Arkadaþ evindeki görüþme sonrasýnda ilk düþünceleriniz neydi?
Hakan Ü: Ben evlenmeye niyet etmiþtim. Bakýlmayacak bir yüze sahip olmadýðý eli yüzü düzgünse evlenmemek için bahanem olmayacaktý. Ama Ayla’yý ikna etmek kolay olmadý tabii.
Ayla Ü: O kadar saçma þeyler yapmaya baþladým ki meðer gönlüm ben farkýna varmadan razý olmuþ da ben anlayamamýþým. Bana bir süre vermiþti düþünmem için...
- Ne düþündünüz o sürede?
Ayla Ü: Diyorum ya ilk tanýþtýðýmýzda ben gönlümü kaptýrmýþým aslýnda. Ama kafamda baþka sorular vardý, bir futbolcu ile neyi ne kadar paylaþabilirim. Benim kitaplarým onun topu.. Birde futbolcular hovarda olur inancý var...
Hakan Ü: 96 Kasým’da tanýþtýk, 98 de evlendik.
- Ýki yýl niye beklediniz?
Ayla Ü: Söz niþan bir de Hakan’ýn askerliði derken iki yýl geçti aradan.
KENDÝ DÝLÝNDEN AYLA ÜNSAL
- Ýstanbul’da doðdum. Niþantaþý kýz lisesi mezunuyum. Önce Ýstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’nü kazandým.O dönemde baþörtü yasaðý vardý ama dekanlarýn insiyatifine býrakmýþlardý. Edebiyat Fakültesinin dekaný ses çýkartmýyordu. Fen Fakültesinin de dekaný kapýda bekliyordu.
Lise sonrasýnda örtünme kararý aldým. Ýlk üniversteye gittiðim gün heycanla üniversite kapýsýnýn önünde bekliyorduk. Gri gözlüklü, siyah takýmlý bir adam geldi.Öðrenci giriþ kartýmý aldý, bir iki kiþininkini daha almýþtý. Baþý açýk arkadaþlardan bir tanesi yanýma geldi “neden sizin ögrenci karnelerinizi aldýlar?” dedi.
Alýnan sadece bizim giriþ kartlarýmýzdý. Çok þaþýrdým onlarýnkini almamýþlar, sadece baþörtülülerin karnelerini almýþlardý. Anladýk ki baþörtülüler okula alýnmayacak Bir kaç defa baþýmý açarak okula devam etmeyi denedim ama olmadý. Okuldan soðudum. Birkaç yýl sonra tekrar üniverste sýnavlarýna girdim. Kütahya iþletmeyi kazandým. Sonra Istanbul Üniversitesi Uluslararasý Ýliþkilere yatay geçiþ yaptým ve oradan mezun oldum.
DÜÐÜNDE AYLA’YI KAPALI GÖRÜP ÞAÞIRAN ÇOK OLDU
- Nikahýnýza kimler geldi?
- Hakan Ü: Haberi olan herkes geldi. Nikah salonunda, sade bir kokteylle evlendik.
- Peki nasýl bir gelinlik giydin:
A. Þaþaalý bir gelinlik
B. Sade bir gelinlik.
- Ayla Ü: Oldukça sade bir gelinlikti. Gelinliðimin tüm þaþaasý Cengiz Abazoðlu imzasýydý. Abazoðluna “kapalý, sade, vücut hatlarýmý belli etmeyecek, bir dýþ kýyafetine benzeyecek” diye tarif ettim istediðim gelinliði...
- Peki korktuðun baþýna geldi mi, bir futbolcuyla evlenmek gerçekten zor mu?
- Tek baþýnýza olduðunuz anlar çok fazla, uzun kamplar, hastalýðýnýzý, sýkýntýnýzý, mutluluðunuzu çoðu kez kendi baþýnýza yaþayacaksýnýz. Bütün bunlara raðmen eþinize pek birþey yansýtmayacaksýnýz. Canýnýz istediði zaman öyle tartýþma lüksünüz yok. Onun kafasý her daim rahat olmalý. Uyku düzeni, yemek düzeni ooo bir sürü þey....
KÜFÜR YEMEMEK ÝÇÝN TÜRKÝYE'DE MAÇA GÝTMEDÝM
- Maçlara gidiyor muydun?
- Ayla Ü:Türkiye içerisinde maçlara bir kere gittim. Genelde yurt dýþýndaki maçlara gidiyordum. Ýngiltere'de oynarken de gittim.
- Neden Türkiye’deki maçlarýna gitmedin?
- Genelde bizde küfürler anneden baþlar eþlerde nihayetlenir. Bütün bu küfürleri duymak ve duymazdan gelmek çok zor. Doðrusu cesaret edemedim.
- Futbolcular türübünlerde yapýlan küfürleri duyduklarý halde mi sessiz kalýyorlar?
- Hakan Ü: Bazý insanlar maçlara deþarj olmak için dolayýsýyla küfür etmek için geliyorlar. Duyuyorsun tabii ama birebir duyulmaz sahadan duysan da yapacak birþey yok. Türübüne cevap yetiþtiremezsin.
- Ne hissediyorsunuz?
- Hakan Ü: Deplasmanlarda adam küfür ettiðinde biliyorsunki senin moralini bozmak için yapýyor. Kýzýyorsun ama çokta takmýyorsun. Kendi seyircinden býrak küfürü farklý bir protesto bile olsa kafayý takýyorsun. Ýþte o zaman insanýn kendisini toparlamasý çok zor oluyor.
EVLÝLÝK YILDÖNÜMÜMÜZDE ARABASIZ SOKAKTA KALDIK
- Evliliðinizi canlý tutmak için birbirlerinize süprizler yapýyor musunuz?
Hakan Ü: Ben hep yapýyorum ama o yapmýyor.(kahkaha)
- Sen niye yapmýyorsun, sevmez misin sürpriz yapmayý?
Ayla Ü: Benim ona süpriz yapabilme þansým yok. Futbol hayatý boyunca içimde ukte olarak kalmýþtýr aslýnda, hep birþeyler yapmak istedim ama baþarýlý olamadým malesef.
- Hakan Ü: Baþarabilmesi de baþlý baþýna bir süpriz olur benim için.
- Ayla Ü: Ne zaman biþey planlamaya çalýþsam ogüne ya maç vardýr ya da baþka bir sorun. Ama mümkün deðil. Iki sene önce nasýlsa futbol bitmiþ bari evlilik yýldönümüzü kutlayalým dedim. FB -GS maçý var yer yerinden oynuyor. Kalktým gittim Mecidiyeköy’e…Yanýmada o kadar az para almýþým, ATM kartýma güveniyorum bir de nasýl olsa Hakanla buluþacam. Oraya gidince aradým “ben geldim” dediðimde bana “niye geldin” dedi. Ben tabii çok bozuldum. “Sakýn gelme, geri dön, buralar çok kötü” dedi. Durumu izah ettim. “Biryerlerde bekle” dedi. Geldi ki arabayý almamýþ yanýna trafik sýkýþýk olacak diye. Bende arabamý almamýþtým nasýlsa buluþacaz diye. O gün trafik, arabasýzlýk... Geceyi Sefaköy’de bir iþkembecide evlilik yýldönümü kutlayarak bitirdik.
HAKAN'IN ELÝNDEKÝ SÜS ÇANTASI DEÐÝLÝM
- Özellikle oðlunuzun ismi çok ilginç, kim koydu çocuklarýn adlarýný?
Ayla Ü: Birlikte koyduk. Çocuklarýmýzýn ikiþer ismi var. Oðluma Ahmet’i ben, Damra adýný Hakan koydu.
- Damra ne demek?
- Ayla Ü: Peygamber efendimizin erkek süt kardeþinin adý.Cebrail (as) tarafýndan göðsünün yarýlýp, yýkanýp tekrar yerine konma mucizesine þahit olan süt kardeþinin adýdýr Damra. Fakat Peygamber efendimiz daha sonra bu adý beðenmeyip Abdullah ismi ile deðiþtirmiþ. Ben bunu çok sonra öðrendim. Kýzýmýn Fatma adýný ben Dila adýný babasý koydu.
- Çocuklarýnýn eðitiminde öncelediðin þeyler var mý?
Ayla Ü: Çocuk sahibi olmadan once de hep dua ederdim.Yarabbi senin sevecegin bir kul olacaksa bana evlat ver yoksa verme. Hala ayný þekilde dua ediyorum. Herþeyden önce iyi bir insan olmalarý için nasýl bir eðitim nasýl bir terbiye gerekiyorsa vermeye çalýþýyorum. Ayrýca, Kuraný Kerim öðreten hocalarý ve Ýngilizce öðretmenleri var.
- Bugüne kadar röportaj vermemenin özel bir nedeni var mý?
- Ayla Ü: Eþim sevilen, sayýlan, ünlü bir insan tamam, ama ben Hakan’ýn elindeki süs çantasý deðilim. Hangi vesile ile röportaj vereyim. Ürettiðin, ortaya koyduðun bir þey vardýr sende konuþursun. Cazip gelmedi röportaj fikri bana.
- Türkiyenin muhafazakarlaþma tartýþmalarýný takip ediyor musunuz? Ilginizi çekiyor mu?
- Hakan Ü: Takip etmeye çalýþýyorum tabii ki. Son yýllarda sadece Türkiye’de deðil tüm dünyada “muhafazakarlaþma” tartýþýlýyor. Hakikaten dindar insanlarýn Türkiye’yi geriye götüreceðini, gerileteleciðini düþünen ve buna inanan insanlarýn olmasý üzücü geliyor bana.
- Son günlerde tekrar gündeme oturdu Davos çýkýþý. Siz izlemiþmiydiniz? Nasýl deðerlendiriyorsunuz?
- Son dönemde neredeyse tüm ülkeyi bu kadar sevindiren baþka bir geliþme yok. Uzun süre bu moral herkese yeter galiba. Önce verilen tepkiler sonrasýnda övgüye dönüþtü. Mahvolduk, dolar fýrlayacak diyenlere “borsa düþecek, dolar fýrlayacak” Baþbakan aslýnda Davos çýkýþýyla “Biz dýþarýnýn þamar oðlaný yapabileceði bir ülke deðiliz” dedi. Sonraki yorumlarý artýk hepimiz biliyoruz.
- Son soru, Hakan Ünsal þimdi neler yapýyor?
- Hakan Ü: Benim aklýmda olmayan bir iþ çýktý; futbol yorumculuðu. Gazeteci bir iki dostumun aðabeyin zorlamasýyla baþladým televizyon yorumculuðuna. Þimdi benim de hoþuma gitmeye baþladý. Star gazetesinde yazýyorum. Bacanaðým Lütfü Kasranoðlu ile birlikte tekstil iþi yapýyorum.
- Ayla normalde de sakin bir insan mýsýn? Yoksa zaman içerisinde sakin olmayý öðrendin mi?
- Ayla Ü: Bir futbolcunun temposunun ne olduðunu bilmiyordum evlendiðimizde. Hakan’la yeni evlendiðimiz dönemde Hakan’ýn kýrmýzý kart yemesine sevinmiþ biriyimdir. Futbola o kadar uzaktým anlayacaðýn. “Yaþasýn evde kalacak, oynamayacak” diye sevinen biriydim. Oysa diðer futbolcu eþleri oldukça geriliyorlardý. Iyi bir gözlemciyimdir, nasýl bir ortamda olacaðým, nasýl davranmam gerekir, herþeyi planlar öyle hareket ederim. Planlý bir insan olduðum için hayatta çoðu kez zorlanmam. Hakan benim aksime daha plansýz programsýz biridir. Çocuklarýmýn eþimin mutlu olmasý, huzurlu olmasý benim önceliðimdir. Özveriliyimdir ama kendimi de düþünürüm.