Yazarlarýmýz
Nuh GÖNÜLTAÞ
Mahir KAYNAK
Mustafa KARAALÝOÐLU
Ýbrahim KARAGÜL
Yaþar KAYMAK
Zuhal YILDIRIM
Abdurrahman DÝLÝPAK
 
Saglam: Ben dinimi yasamaya çalisirim
''Son dönemde kisisel gelisim kitaplari okuyorum. Bugünlerde ayni zamanda bir Bursaspor taraftari olan Tugrul Özbay'in "Basarinin sifreleri" kitabini okuyorum.


Kaynak :ilkehaber

''Son dönemde kisisel gelisim kitaplari okuyorum. Bugünlerde ayni zamanda bir Bursaspor taraftari olan Tugrul Özbay'in "Basarinin sifreleri" kitabini okuyorum. Necip Fazil'i gençligimde okudum. Ayse Kulin'in romanlarini seviyorum. Üstün Dökmen'i severim.''

Besiktas camiasina kirgin olmadigini belirten Ertugrul Saglam, 8 yil emek verdigi kulüpten kendisine yakisir sekilde ayrildigini söyledi. Saglam, "Onuruna düskün her insanin yapmasi gereken davranisi sergiledim" dedi.

*Besiktas'tan ayrilirken "adam gibi adam olarak ayriliyorum" dediniz, ne demek istediniz?

O günkü sartlarda kendi geçmisimize, halkin, taraftarin üzerinde olusturdugumuz sayginliga da zarar vermemek için öyle davranmamiz gerekiyordu, dogru da yaptigimi düsünüyorum. Birçok insanin reddedemeyecegi maddi miktari da hiç gözetmeksiniz, düsünmeden kendimize yakisan bir sekilde görevimizden ayrildik. Onurlu bir insanin çok normal bir sekilde, zorlanmadan yapmasi gereken bir hareket, çok büyük bir davranis gibi kamuoyuna lanse edildi. Bu, ülkemizin, toplumuzun içinde bulundugu durumun ne kadar içler acisi oldugunu da ortaya koyuyor. Biz onuruna düskün her insanin yapmasi gereken isi yaptik.

*Kirginliginiz sürüyor mu?

Hayir, Besiktas'ta benim 8 senem geçti. Maddi ve manevi anlamda bugün bir yerlere geldiysek bunda Besiktas'in çok önemli payi var. O yüzden benim Besiktas kulübüne, Besiktas camiasina kirgin olmam mümkün degil, sahislara da kirgin olmam mümkün degil. Yasandi, bitti. Bakiyorsunuz bazen insanin hayatinda çok üzücü olaylar yasaniyor, o gün ayrildik çok üzüldük, ama bilemiyorduk ki Türk futbol tarihini degistirecek baska bir görevin de orada kapisi açildi. Ser gibi görünen seyin arkasinda bir hayir olabilir. Her insanin hayata bakarken gözünün önüne getirmesi gereken gerçektir.

18809

*Besiktas iyi giderken, ayrilmanizda en önemli etken neydi?

Bizim ayrildigimiz haftanin sonunda Besiktas ligde lider oldu. Ben geçmisi çok fazla irdelemek istemiyorum ama, sizler de biliyorsunuz, benim Besiktas'tan ayrilmamin altinda yatan gerçek suydu: Ben, görevdeyken baska bir antrenörle görüsmüs olmalari. Hem Türk antrenörlügüne olan saygimdan hem de kendime olan saygimdan dolayi o günkü sartlarda görevi birakmak zorunda hissettim kendimi.

*Esiniz Besiktas'tan ayrildiginizi televizyondan mi ögrendi?

Yok, çok düsünüp karar verdik. Çok git -geller de yasadik ama, sonuçta dogrusunun bu olduguna karar verdik. O gün çok üzüldük, Besiktasli taraftarlar bizim ayrilmamizi hiç istemediler, bugün "iyiki de ayrilmisiz" demiyorum, ama buraya geldik, bugün Bursasporlu taraftarlar da çok farkli seyler düsünüyorlar.

KALEMIM GÜÇLÜDÜR

*Istifa ederken bir metin okudunuz, metni kendiniz mi hazirlamistiniz?

Kendim hazirladim.

*Iyi bir kaleminiz var o zaman, siyasetçilere de metin yazabilirsiniz yani.

Düsünüp tasindigimiz zaman ortaya güzel seyler çikaririz, ben bir sözü söylerken çok düsünerek söylerim. Sonradan pisman olmamak, sorumluluklarimiz geregi üzülmemek için bir seyi söylemeden önce ince eleyip sik dokuruz. O da aslinda çok uzun vakit ayirip da hazirlanmis bir konusma degildi. Kalemim güçlüdür. Kitap yazmayi düsündüm, ama biraz daha üzerine bir seyler koyduktan öyle bir projem de var.

*Kimleri okursunuz?

Son dönemde kisisel gelisim kitaplari okuyorum. Bugünlerde ayni zamanda bir Bursaspor taraftari olanTugrul Özbay'in "Basarinin sifreleri" kitabini okuyorum. Necip Fazil'i gençligimde okudum. Ayse Kulin'in romanlarini seviyorum. Üstün Dökmen'i severim.

BESIKTAS'A ERKEN GELDIÄžIMI DÜSÜNMEDIM

*37 yasinda Besiktas Teknik Direktörü oldunuz. Çok erken Besikas'a geldiginizi düsündünüz mü?

Hayir, düsünmedim. 100 milyon Euro'luk bir takimi o yasta bir insana teslim ederken insanlar 50 defa düsünmüslerdir.

*Siz düsünmediniz mi?

Ben Kayserispor'dan ayrilip Besiktas'a geldigim için, acaba "Kayserispor'dan ayrilayim mi ayrilmayayim mi" diye çok düsündüm. "Besiktas'a erken mi gidiyorum" diye düsünmedim.

*Besiktas'tan ayrilirken futbolcularla duygusal baginiz nasildi?

Gayet iyiydi.

*Besiktas Liverpool'a 8-0 yenildikten sonra yaptiginiz açiklamada futbolcularin verilen görevleri yerine getirmedigini söylemediniz beni hayal kirikligina ugratmisti. 8-0 yenilgi ile sonuçlanan maçtan sonra söylenmesi gereken bir söz müydü?

Ben maçtan sonra baskanimizla konustum, "ortada bir suç varsa, bunun sorumlusu benim, hemen birakmaya da hazirim" dedim. Ben hiçbir zaman bir maglubiyette herhangi bir oyuncuyu günah keçisi yapip, kendi sorumlulugumu üzerimden atmaya çalismam. Ayni sekilde kazandigimiz maçlarda da herhangi bir oyuncuyu, ön plana çikarip, kahraman yapip, digerlerinin emegini heba etmem. Benim böyle bir yapim vardir. Kötü oynadigimiz maçlardan sonra "Istediklerimizi yapamadik. Bugün yeterli derecede mücadele edemedik" gibi degerlendirmeler yapabiliriz, bunlar çok dogal. Bazen farkli sekilde yansitilabiliyor.

BASARIMIN MIMARI ESIM

*Esinizin basörtülü olmasindan dolayi Besiktas'ta istenmediginiz iddialarini nasil degerlendiriyorsunuz? Besiktas'ta böyle bir mahalle baskisi yasadiniz mi?

Imza asamasindayken bu yönde birkaç haber çikti ama böyle bir baski yasamadik. Ben dinini yasamaya çalisan bir insanim. Bence Müslüman'im diyen her insan dinini yasamak istiyordur. Kimi tam anlamiyla yasiyor, kimi yasamiyor. Bu kisinin kendisiyle, onu yaratan arasindaki iliskidir. O yüzden dinini yasayana, yasamak isteyene de, kendi istedigi sekilde hayatini yasamak isteyene de herkesin saygi göstermesi gerekiyor. Bu türlü durumlarin sporun içine sokulmasini ben kabul edemiyorum.

*Futbolculugunuz, teknik adamliginiz döneminde spora bunlar karistirildi mi?

Ben bugüne kadar hiç hissetmedim. Futbol oynarken de bu nedenden ötürü somut bir sikinti yasamadim. Antrenörlügümde de yasamadim. Antrenörlükte yasadigimiz basarilarin ya da basarisizliklarin altinda hiçbir zaman böyle bir sey aramadim.

*Mesela gençliginizde Besiktas'ta oynarken bir dislanmislik duygusu yasadiniz mi?

Biz yabanci ülkelerden gelen futbolcularla da çok siki dostluklar kurduk. Almanya'dan gelen Kuntz'la da Nijerya'dan gelen Amakochi ile de ailecek görüstük. Onlar insana insan olarak deger verdikleri için, isin bu kismini hiç ön plana çikarmadilar. Farkli dinlere mensup insanlarla da çok siki dostluklar kurdum. Böyle bir baskiyi hiç hissetmedim. Biz kendi dinimizi yasarken, kendi inançlarimiz dogrultusunda hayatimizi devam ettirirken, kendimizi hiçbir zaman hayattan, toplumdan soyutlamadik. Hep sosyal olmaya dikkat ettik. Bu yönümüzü ön plana çikartarak kendimize hiçbir zaman avantaj saglamaya çalismadik. Isimizi hep en iyi sekilde yapmak için mücadelemizi verdik. Sonuçta da bizi herkes sevdi, her kesimden insandan saygi görebiliyoruz.

*Esiniz nasil yasadi o günleri?

Tabii ben burada büyük fedakârlik yapip, hiçbir insani düsüncesinden ve inanisindan dolayi ayirt etmeyip, onlarla çok iyi iliskiler kuran, insana insan oldugu için deger veren esime çok tesekkür etmek istiyorum. Bu isin sikintisini çeken o oldu. Hiçbir olumsuzluktan etkilenmeden hem bize destek olmaya çalisti hem de bir anne olarak çocuklarini büyüttü. Hani derler ya "her basarili erkegin arkasinda bir kadin vardir" diye, benimle ilgili de kesinlikle böyle. Bu kadar yogun çalisan bir insana dayanmak çok zor. Yeri geliyor, 2-3 gün eve gidemiyorum, kamplarda evden bir aya yakin uzak kaliyoruz, ama o kadar sikintiya ragmen hiçbir zaman "of" bile demedi. Her anini bize destek olmakla geçirdi. 13 yasinda oglum, 8 yasinda kizim var. Onlarla ilgili belki de hiç yardim edemedik, ama hiç serzeniste bulunmadan çoçuklarimizi büyüttü, çok iyi bir es oldu. Basarimizin mimari oldu, ona bir kere daha tesekkür ediyorum.

BEN NEREDEYSEM ÇOCUKLAR O TAKIMI TUTUYOR

*Çocuklariniz hangi takimi tutuyor?

Güzel bir olayi anlatayim, Besiktas'tan ayrildiktan sonra Bursaspor ile imza attigim gün esimle, çocuklarim taksiye biniyorlar Istanbul'da. Taksici de mahallenin taksicisi, esimi taniyor, kizima da "Sen hangi takimi tutuyorsun" diye soruyor, kizimin verdigi cevap çok manidar, "Amca hiç öyle bir soru sorulur mu? Tabii ki Bursasporluyum" diyor. Bursaspor ile imza attiktan bir, iki saat sonra verdigi cevap bu. Biz neredeysek onlar da orada.

*Evde futbol konusur musunuz?

Bizim hayatimizdan, hayatimizin herhangi bir bölümünden sporu, futbolu çikarma sansimiz yok. Bizim yasam biçimimiz olmus artik futbol. Bazen eve gidiyoruz, "ya bugün futbol konusmayalim" diyoruz, ama iki dakika geçmiyor bir yerden futbola daliyoruz. Evimizde de futbolsuz bir yasami düsünmek mümkün degil. Esim Allah'tan çok fazla futbolu bilmiyor, ögrenmek için de çok da çaba sarf etmiyor.

*Kaleci nedir, santrafor nedir, ofsayt nedir bilmiyor mu?

Yok, o kadarini biliyor. Babam, agabeyim ve oglum bu konuda uzman olduklari için onlarla biraraya geldigimiz zaman çok yogun bir sekilde futbolu konusmak zorunda kaliyoruz. Ben çok istekli olmasam da en azindan dinlemek zorunda kaliyorum. Kendi hayatimizi ilgilendirecek kararlarda mutlaka, esimin, simdi artik iyice büyümeye basladilar, çocuklarimin da fikrini aliyorum. Besiktas'a giderken, Kayseri'ye giderken, Bursa'ya gelirken esimin fikri de benim için çok önemliydi. Çünkü, onun da destek verecegi, onaylayacagi bir görev, basindan bir defa çok düzgün baslamis olur demektir. Onlarin istekli olmadigi, gönül huzuruyla kabul edemedigi bir isin saglikli ve huzurlu biçimde yapilma sansi yok. Ailemizi ilgilendiren kararlarda onlarin onayini mutlaka alirim.

ORUÇ YAPTIRIMIMIZ YOK

*Ramazan ayinda futbolcularin oruç tutmasini nasil degerlendiriyorsunuz?

Ramazan bizim ülkemiz için, tüm Müslümanlar için çok önemli. Tüm Islam alemi için hayirlara vesile olmasini diliyorum. Oruç tutmak isteyen futbolcularimiz oluyor. Biz hava ve iklim sartlarini göz önünde bulundurarak, özellikle maç günleri ve maçtan bir gün önce, kamp günleri oyuncularimizdan performanslari olumsuz etkilenmesin diye oruç tutmamalarini istiyoruz. Bunun disindaki günlerde oyuncularimiza sorumluluk verip, kendi durumlarini gözlemlerini ve kararlarini kendilerinin vermesini istiyoruz. O konuda herhangi bir yasagimiz yok. Oyuncular kendi durumlarini gözlemleyip, eger zorlaniyorlarsa, performanslari olumsuz etkileniyorsa kendileri gerekleri yerine getiriyorlar. Oyuncularimiza herhangi bir yaptirimimiz yok.

HERKES SINIRLARINI BILMELI

*Baskanlarin soyunma odasina girmesine karsi oldugunuzu duymustum, dogru mu?

Baskanin hangi niyetle ve ne zaman soyunma odasina girecegi çok önemli. Çok iyi niyetle, maçtan önce soyunma odasina gelip bize basarilar dilemesi çok dogal. Bir maç kazanmisiz, baskanin, yöneticilerin soyunma odasina gelip, o galibiyetin mutlulugunu, bizlerle yasamasi çok güzel bir olay. Farkli düsüncelerle, beklentilerle, niyetlerle soyunma odasina girmisse, bazi seyler bitmis demektir, bizim orada olmamizin anlami olmaz. O zaman istedigi kadar girebilir, soyunma odasi onun olabilir. Gelip isimize karisiyorsa, benim yapmam gerekenleri baskan kendisi yapmayi düsünerek soyunma odasina giriyorsa, antrenörün olmasina gerek yok. Ben çikarim "Buyurun, bu isi güzel yapiyorsunuz, devam edin" derim. Bütünüyle soyunma odasini kendisine teslim ederim.

INGILTERE VE ALMANYA'DA ÇALISABILIRIM

*Teknik direktör olarak nasil bir yol haritaniz var? Milli Takimi çalistirmak mi, Avrupa'ya gitmek mi hedefiniz?

Yakin gelecekle ilgili en büyük beklenti öncelikle geçtigimiz sezonki basariyi bu sezona tasimak, bu sezon Bursaspor ile ligde basarili olabilmek, en az onun kadar önemlisi de ilk defa bir Anadolu takiminin mücadele edecegi Sampiyonlar Ligi'nde ülkemizi basariyla temsil edip, bir üst tura çikabilmek. Onu da yapamiyorsak, en azindan UEFA Ligi'ndeki mücadelemizi devam ettirmek olacaktir. Daha sonralari ile alâkâli Türk Milli Takimi'ni çalistirmak, o kutsal görevi yerine getirmek, Avrupa'da ya da dünyanin futbolda ileri herhangi bir ülkesinde Türk futbolunu temsil etmek gibi bizim de beklentilerimiz var, ama bunlar sonrasi ile ilgili, yasimiz daha genç.

*Hangi ülkelere gitmek istersiniz?

Ingiltere olabilir, Almanya olabilir.

*Mesela Ingilizce dersi aliyor musunuz?

Ingilizcem iyi seviyede, ama mükemmel hale getirmek istiyorum, onun için özel dersler alacagim.

IS MEVZU BAHIS OLDUÄžUNDA BABAMIN OÄžLUNU TANIMAM

*Futbolcularinizla iliskiniz nasil?

Klasik bir teknik direktör- futbolcu iliskisinin disinda, onlarla sevgi, saygi, güven temelinde bir iliskimiz var. Antrenör-futbolcu iliskimiz bir tarafta duruyor, ama bunun yanina bir arkadas gibi gidip dolasabiliyoruz, beraber yemek yiyip, kahve içebiliyoruz, dost olmaya çalisiyorum. Kimisiyle agabey-kardes iliskisi, ufaklar var, onlarla bir baba-ogul iliskisi. Oyuncum gelip benimle çok rahatlikla belli ölçülerde sakalasabiliyor. Ben onlara çok danisirim, fikirleri benim için çok önemlidir. Onlardan gelecek olan tepkileri, istekleri de iyi niyetli buldugum için hemen degerlendirmeye çalisiyorum. Böylece arada bir kopukluk, sikinti varsa bunu da çok rahatlikla giderebiliyoruz. Çalistigim hiçbir kulüpte bu iliskimizi suistimal eden bir oyuncumuz olmadi bugüne kadar.

*Otoriter bir teknik direktör müsünüz?

Isimi iyi yapmaya çalisan bir insanim. Çok hirsliyimdir, basarili olmayi çok arzu ederim, dolayisiyla böyle bir yapi içerisinde de etrafimdaki insanlarin da benimle ayni anlayisi paylasmalarini isterim. O yüzden yeri geldigi zaman disiplin konusunda taviz vermem, ama oyuncularimi da hiçbir zaman sikmam. Is mevzu bahis oldugu zaman babamin oglunu tanimam.

Röportaj: Seda Simsek


Bu haber 3122 defa okunmuştur

Sabit