Yazarlarýmýz
Nuh GÖNÜLTAÞ
Mahir KAYNAK
Mustafa KARAALÝOÐLU
Ýbrahim KARAGÜL
Yaþar KAYMAK
Zuhal YILDIRIM
Abdurrahman DÝLÝPAK
 
Bugün Marmara depreminin 11. yili
Ersoy, 1999 yilindaki Gölcük ve Düzce depremlerinin Türkiye'nin afet algilamasi bakimindan bir milat oldugunu söyledi.


Kaynak :Ilkehaber

Basbakanlik Afet ve Acil Durum Yönetimi Baskani Mehmet Ersoy, 'Kamusal hazirliklar anlaminda çok ciddi çalismalar yapilmis olsa bile insanlarimiz hala deprem güvenli konutlarda oturmayi basaramamissa yapilacak çok isimiz var demektir' dedi.

Ersoy, 1999 yilindaki Gölcük ve Düzce depremlerinin Türkiye'nin afet algilamasi bakimindan bir milat oldugunu söyledi.

1999 yilindan bu yana, afetlere karsi çok daha dirençli bir toplum olusturma çalismalarinin kamuoyunda ciddi yankilar buldugunu ifade eden Ersoy, eskiye göre, yapmak istediklerinin karsiligini çok daha fazlasiyla alabilir bir hale geldiklerini dile getirdi.

'Toplumun algisindaki bu degisiklik, ülke olarak belki en önemli kazancimizdi' diyen Ersoy, devlet, sivil toplum kuruluslari ve üniversitelerin bu alginin üzerine yapmaya çalistiklari faaliyetlerin, artik çok daha rahat bir zemin buldugunu kaydetti.

1999'daki depremden sonra, binalarin depreme karsi güvenli olmadiginin anlasildigini belirten Ersoy, 'Süratle bununla ilgili mevzuat çalismalari yapildi. Yapi denetimi ile ilgili olsun, yapilacak yapilarin standartlariyla ilgili olsun birçok düzenleme yapildi' dedi.

Çagdas bir afet yönetimi anlayisinin, yapilan hiçbir çalismayi yeterli görmedigini ifade eden Ersoy, 'Sonuçta can kaybi ihtimaliniz varsa yapilacak çok isiniz var demektir. Onun için, elbette ki 17 Agustostan sonra yaptigimiz faaliyetlerle uluslararasi alanda gerçekten örnek gösterilen, çalismalari takdirle izlenen ve uygulama alaninda da faydalanilmaya çalisilan bir ülke olduk. Bu anlamda çok ciddi bir prestijimiz ve agirligimiz var' diye konustu.

Türkiye'nin yüzde 92'sinin afetlerden etkilenecek bir cografyada bulundugunu, yüzde 66'sinin ise birinci ve ikinci derece deprem kusaginda yer aldigini anlatan Ersoy, böyle bir ülkede, yapilan çalismalarin yeterli oldugundan söz edilemeyecegini kaydetti.

'Kamusal hazirliklar anlaminda çok ciddi çalismalar yapilmis olsa bile insanlarimiz hala deprem güvenli konutlarda oturmayi basaramamissa yapilacak çok isimiz var demektir' görüsünü dile getiren Ersoy, ilgili kurumlarin yaptigi her çalismada Türkiye'nin bir afet bölgesi oldugu gerçeginin kabul edildigini ve buna uygun bir yapilasma sistemine geçildigini belirtti.

'1999'DAN SONRA DEPREME DAYANIKSIZ BINA YAPILMIYOR'

Deprem konutlari hakkinda da bilgi veren Ersoy, mahkemeyle ilgili bir süreç yasamayan vatandaslarin sorunlarinin büyük oranda bittigini söyledi.

Kendilerinden hala afet konutu bekleyen kisilerin olmadigini anlatan Ersoy, 'Bugün ülkemizde artik 1999'dan sonra depreme dayaniksiz bina yapilmamaktadir. Buna izin verilmemektedir' dedi.

Bölgedeki 50 binin üzerindeki hasarli konuttan 43-44 bininin güçlendirilme isinin önemli oranda tamamlandigini dile getiren Ersoy, Istanbul ve Izmit gibi, binalarinin yariya yakini plansiz, projesiz ve imara aykiri olan sehirlerde hala birtakim sorunlarin devam etmesinin dogal oldugunu ifade etti.

BAZI AFET KONUTLARININ BÜROKRATLARA TAHSIS EDILDIÄžI IDDIALARI

Özellikle Kocaeli'ndeki deprem konutlarinin bazi bürokratlara verildigi iddialarin hatirlatilmasi üzerine Ersoy, 1999 depreminden sonra bölgede yaptirilan afet konutlarinin kullanimiyla ilgili herhangi bir sorun ya da kendilerine ulasan bir sikayet olmadigini bildirdi.

Izmit'te Irak devletinin yaptigi yardimlarla insa edilen bazi konutlarin kamu görevlilerine tahsis edilmesinden kaynakli bir ihtilaf oldugunu dile getiren Ersoy, 'Sonuç itibariyle bu tür takdirler, il valilikleri tarafindan kullanilan, valilerimizin yetkisinde olan tasarruflar oldugu için hukuki anlamda da baskanligimizi ilgilendiren, müdahil olmamizi gerektiren bir durum yoktur' dedi.

Afetzedelerin yalnizca bölgede yasayan vatandaslar olmadigini, bazi kamu görevlilerinin de afetzede kapsamina girdigini kaydeden Ersoy, il valilerinin o günün sartlarini dikkate alarak birtakim kamu görevlileri için bazi binalari tahsis etmesinin dogal karsilanmasi gerektigini söyledi.

O günün sartlarinda valilerin böyle bir tasarrufta bulunmalarinin normal oldugunu belirten Ersoy, sözlerini söyle sürdürdü:

'Daha sonraki süreçte bölgede kamu hizmeti sunan kurumlarimiz, gerek bakanliklarimiz, gerek il özel idarelerimiz soruna baska türlü çözümler gelistirdikçe bunlarin tahliyesi saglanabilirdi. Zannediyorum ki o süreç gerçeklestirilemedigi için zamaninda yapilan tahsisler de böylece devam etti. Bu, bölgede afetzedelerimiz için yapilan binlerce afet konutunun herhangi bir sekilde keyfi uygulamalara konu olduguna iliskin bir iddiayi hakli çikarmaz.'

Basbakanlik Afet ve Acil Durum Yönetimi Baskanligi'nin yaptigi çalismalardan birinin müdahalenin etkin bir sekilde uygulanmasina yönelik koordinasyon çalismalari oldugunu ifade eden Ersoy, digerinin ise vatandaslarin bilinçlendirilmesi ve ilgili kamu görevlilerinin egitimi oldugunu söyledi.

Bu konularla ilgili proje hazirliklari içerisinde olduklarini bildiren Ersoy, 'Insallah ekim-kasim ayi içerisinde projelerimizi faaliyete geçirerek, afet aninda ne yapacagini ve komsusuna nasil yardim edebilecegini bilen bir toplum ve kitleler olusturmak istiyoruz' dedi.


Bu haber 1618 defa okunmuştur

Sabit