Yazarlarımız
Nuh GÖNÜLTAŞ
Mahir KAYNAK
Mustafa KARAALİOĞLU
İbrahim KARAGÜL
Yaşar KAYMAK
Zuhal YILDIRIM
Abdurrahman DİLİPAK
 
Ahmet Türk' ün iskence anlari!
Yazar Irfan Can'in Diyarbakir cezaevi magdurlarindan Mekki Yassikaya ile yapmis oldugu röportajâ?¦


Kaynak :ilkehaber

Yazar Irfan Can'in Diyarbakir cezaevi magdurlarindan Mekki Yassikaya ile yapmis oldugu röportaj…

Irfan Can: Efendim merhabalar... Öncelikle kendinizi tanitir misiniz?

Mekki Yassikaya: 1952'de Isparta'nin Islamköy Kasabasinda dünyaya gelmisim. Yani ayni dönemlerde köylüm olan Süleyman Demirel'le 12 Eylül'ün yükünü çekmis olanlardanim.Gerçi o simdi baska diyarlarda geziyor ama öyle olsun.

Sirasiyla Yeni Asya, Bizim Anadolu, Tercüman(Almanya), Sebil, Vesika, Sura, Tevhid, Rayet gazete ve dergilerinde çalistim. 13 Ekim 1980 günü Diyarbakir uçagini kaçirmaktan dolayi Diyarbakir Askeri Cezaevi cehennemine misafir oldum. 38.5 yil ceza aldim. Nisan 1991'de Malatya E Tipi cezaevinden tahliye oldum. 2 Oglum var.

Irfan Can: Bildigim kadari ile 12 Eylül 1980 sonrasi Diyarbakir Cezaevinde yattiniz.Bu cezaevinde nasil bir manzara vardi ve neler yasadiniz bizlerle paylasir misiniz?

Mekki Yassikaya: Diyarbakir 5 (sonralari 2) nolu askeri cezaevini bir fotograf karesi hatirasinda anlatmak çok daha anlamli olacaktir.

Diyarbakir 5 Nolu Cezaevinde iskencelerin baslama miladi asagi yukari Ahmet Türk'e reva görülen olayla baslar. Bu tarih, Askeri Cezaevinin, yüzyilimizin en dehsetengiz iskence hanesine dönüsmesi, asagi yukari, 1981'in subatidir. Guantanamonun, Diyarbakir Askerî Cezaevi'nin yaninda solda sifir kalacagi , tüyler ürperten bir korku hikayesinin ayrintilarini ihtiva edecegi, falaka, elektrik, aç birakma, çiplak bekletme gibi eziyetlerin günlük hayatin parçasi olacagi, lagimda tutma, diski yedirme, tecavüz, asip germe gibi, bin bir türlü iskencenin çigliklarinin, feryatlarinin ayyuka çiktigi, insanoglunun hayal gücünü zorlayan yöntemlerle insanligin bitip iflas ettigi günlerin baslangicidir Subat 1981.

Ahmet Türk'ün kogusumuza (13. Kogusa) bos bir çuval gibi atiliverisini hala hatiralarimizdan silebilmis degilim. Çirilçiplak bir insanin içinde bulundugu halet-i ruhiyeyi hangi kelimeler anlatabilir ki ben anlatayim. Bu görüntü ileride görüp yasayacaklarimizin hiç te güzel seyler olamayacaginin bir isaretiydi sanki. Sonrasinda belki 5 nolu'nun sakinleri Ahmet Türk'ün o çirilçiplak halini bile özleyeceklerdi. Keske anadan üryan soysalar da lagim suyunda banyo yaptirmasalar, lagim suyunu içirtmeseler, diski yedirtmeseler, 5'e 10 kalaslarla girismeseler, çirilçiplak soyarak birbirimize coplarla cinsel iskencelere/ tecavüzlere maruz birakilmasaydik, Esat Oktay Yildiran'in sadik köpegi CO'nun üzerimize yaptigi saldirilardan beri olabilseydik diyeceklerdi.

Diyarbakirda "yasadiklarimiz,tek tek uygulamalar degildi ki.; sürekli yasanan bir cehennemî zulümdür yasananlar. Yani 'su gün söyle bi'si oldu, öbür gün de söyle..' diye 'iskence uygulamalari'ni anlatmak, hani belki dinleyenin, okuyanin zihninde birkaç dehset veren enstantanenin uyanmasina vesile olabilir. Yoksa o dakikalari geçmek bilmeyen günleri, aylari, yillari 'sunlara sahit oldum' diyerek anlatmak mümkün degildir. Yazanlar oldu. Ama ne kadarini yazsinlar ki.. Hepsi kifayetsiz! "Zulüm öte bir seyi ne kadar ve hangi dayanma gücüyle anlatabilirsiniz ki.Anlatmak da zor, anlatilani dinlemek de. Yasana kabusa anlatirken yeniden dönmek, o anlari bütün dehsetiysle yaniden yasamak var. Etkilenmemek mümkün degil."

(Soldan saga) Ömer Yorulmaz, Mehmet Gülcegün, adi bilinmeyen iki tutuklu, Yilmaz Yalçiner, Haci Zeyrek… En sagdaki Ahmet Türk ve önünde oturan Mekki Yassikaya.

Bu fotograf 13. kogus avlusunda çekildi. Iskence döneminin baslamasindan az öncesine aittir.

En sag basta günümüzün DTP Baskani Sayin Ahmet Türk. Takim elbiseli, kravatli sahsin arkasindaki Yilmaz Yalçiner'dir. Bu fotografta dört arkadas hepimiz görülmekteyiz. Ayrica kaçakçilarla 1 kilo çay alarak isbirligi yaptigi gerekçesiyle içeri tikilan iki asker var. Içeride o iki asker meydancilik yapip karnini doyurmaya çabasinda kogus bulasiklarini yikarken biri elektrige çarpilip can verdi. Yilmaz Yalçiner agabeyim Ahmet TÜRK'ün Anayasa Mahkemesi'nce siyaset yasaklisi hale getirilmeden önce terörün bitmesi için yapmis oldugu gayretlerinin gündem olusturdugu günlerde, bu fotografa bakarak o günleri söyle anlatir:

18561

"Fotografta o tarihte Ecevit'in Mardin Il Baskani olan eski SHP'li devlet bakanlarindan Mehmet Gülcegün de var.

Sayin Ahmet Türk'le yaklasik 2-3 ay ayni kogusta kaldik. Bir daha da hiç bir birimizi görmedik ve görüsemedik. O kogusta bir Türk askerinin (Kelesli Erdogan Yahsi'nin) can çekiserek ölmesine çaresiz istiraplar, çirpinislar içinde birlikte sahit olduk. Birlikte yüregimizi gögsümüzden parçalayip aliyorlarmis gibi bir sok yasadik. Fakat Ahmet Türk'le karsilasmam da benim için ayni ölçüde soktu, diyebilirim. Asker gardiyan, kogus mazgalindan ana avrat söverek beni çagirdi. Kapiyi açti. Koridora çikardi. Az ileride birkaç kisi duruyordu. Yari karanlik ortamda ilk anda ne oldugunu anlayamamistim ama; 'Al lan!' dediler, yine sövgüyü eksik etmeden; '..Bu (..) Ahmet Türk bundan sonra bu kogusta kalacak!' O zaman elinde bavul olan birinin sendeleyerek bana dogru adim attigini gördüm. Düstü düsecekti. Gayri ihtiyari hamle yapip tuttum... Kogusa girdik. Adam çirilçiplakti. Hiç ama hiçbir sey yoktu üzerinde. Agzi burnu kan içindeydi. Yürüyecek mecali kalmamisti. Zaten içeri girer girmez yere yigildi. Hapishaneye girisinde onu milletvekili oldugu için daha bir hinçla ezmislerdi. Bugün bu vahseti yasamis olan adam, acilarini içine gömüp 'baris' arayisi içinde ise; herkes ibret almalidir diye düsünüyorum. Gerçek yurtseverlik budur. Bu kardesane arayis karsiliksiz birakilmamalidir. Diyarbakir'da ayyuka feryatlarin biraz olsun dinebilmesi Ahmet Türk ve arkadaslarinin da 12 Eylül'de bu Anayasa evet demelidirler, onlar da bu yaklasimi karsiliksiz birakmamalidirlar."

Irfan Can: 12 Eylül 1980 öncesi ile sonrasini ve özelllikle de Diyarbakir Cezaevinde bulunmus bir insan olarak önümüzdeki 12 Eylül de yapilacak olan Anayasa ile ilgili referandumda nasil bir tavir sergileyeceksiniz? Buradan Ahmet Türk basta olmak üzere o günleri eziyet çekerek yasayanlara nasil davranmalarini tavsiye edeceksiniz?

Mekki Yassikaya: 12 Eylül'de pek tabiidir ki EVET diyecegiz zulmü yasamis olan bütün yakinlarimla beraber. Belki böylece geçmis 12 Eylül'den, çok ufak da olsa bir rövans almis olacagiz.

Gönül istiyor ki 12 Eylül'ün zulmünü birlikte yasadiklarimiz da ayni duyarliligi göstersinler. Bu zulmü reva görenleri insanliga karsi isledikleri cinayetlerin utanci içine gark etsinler.O zulümleri beraber yasamis oldugumuz Ahmet Türk ve tüm kürt kardeslerimin bu ülkenin gelecegi için referandumda EVET oyu vermelerinin daha saglikli oldugunu düsünüyorum.

Irfan Can: Efendim tesekkür ediyoruz.

Mekki Yassikaya: Ben tesekkür ederim.

(Adana Medya)


Bu haber 1458 defa okunmuştur

Sabit