Yazarlarımız
Nuh GÖNÜLTAŞ
Mahir KAYNAK
Mustafa KARAALİOĞLU
İbrahim KARAGÜL
Yaşar KAYMAK
Zuhal YILDIRIM
Abdurrahman DİLİPAK
 
Samil Tayyar'a kelepçe!
Star Gazetesi'ndeki yazilarina ara veren Samil Tayyar, Helin Avsar'in sorularini yanitladi. Tayyar, bazi yazarlari kizdiracak açiklamalar yapti.


Kaynak :ilkehaber

Star Gazetesi'ndeki yazilarina ara veren Samil Tayyar, Helin Avsar'in sorularini yanitladi. Tayyar, hakkinda istenen 100 yillik hapis ve 1 milyonluk para cezasina gönderme yaparak kelepçe ile poz verdi. Iste Tayyar'in Helin Avsar kendisini kelepçeledikten sonra sorulara verdigi yanitlar...

* Hakkinizda açilan kaç dava var?

Dava sayisini tam olarak bilmiyorum, ucunu kaçirdim. Istanbul ve Ankara'da devam eden davalarim var. Ortalama 40 civarinda. 3 davadan toplam 50 ay hapis cezasi aldim. Devam eden davalarda hakkimda istenen ceza miktari 100 yili buluyor, tazminat tutari ise eski parayla 1 trilyonu geçti.

* Olanlari nasil yorumluyorsunuz?

Ergenekon'un canini yaktigim için benimle ugrasmalari bir yerde normal. Harmana girerseniz dirgen uçlarina hazirlikli olmaniz gerekir. Beni yildirmak, korkutmak, bezdirmek, söylediklerimi itibarsizlastirmak için her yolu deniyorlar, bunlardan biri de davalar. Burada üzücü olan, bir kisim yarginin da Ergenekon'un dümen suyunda sörf yapmaya çalismasi. Hakkimdaki her suç duyurusunun davaya dönüstürülmesinin, davalarda kasitli kararlar verilmesinin çok özel anlami oldugunu düsünüyorum.

STAR'DAN BASKA YERDE YAZMAYI DÜSÜNMÜYORUM

18402 Yazilariniza ne zaman baslayacaksiniz?

Durum degerlendirmesi yapiyorum, henüz dönüs takvimi üzerinde karar vermedim. Amacim, etrafimdaki yargi kusatmasina tepki gösterip sorunu tartismaya açmakti. Sonuç da verdi. AB yakindan ilgilenmeye basladi. Brüksel'den aradilar. Hükümet, sorunun ciddiyetini daha iyi kavramaya basladi. Adalet Bakani ve AK Parti Grubu, basin özgürlügü alanini genisleten çalismalara hiz verdi. Yeniden yazmaya karar verdigimde tabii ki bu adres Star olur. Baska yerde yazmayi simdilik düsünmüyorum.

* Bahsettiginiz yargi kusatmasi sadece size mi uygulaniyor?

Tabii ki sadece sahsima yönelik degil. Ergenekon sürecinde haber yapan tüm yazar ve gazeteciler ayni baskiyi hissediyor. 5 bin civarinda sorusturma açilip bunlarin yaklasik 3 bininin davaya dönüstügünü dikkate alirsaniz, sorunun çap büyüklügü ortaya çikar. Susurluk sürecinde sessiz kalan yargi, Ergenekon'da aslan kesildi. Bu tavir degisikliginde, saniklarin önemli kisminin asker kökenli ve ideolojik olarak siyasi yelpazenin solunda yer almasinin etkili oldugunu düsünüyorum.

* “Hükümet benden korkuyor olabilir†demissiniz.

Korkma ifadesini bazi bakanlar için söyledim. Bunlarin bir kismi, benimle diyalog kurarlarsa, yazdiklarimdan dolayi töhmet altinda kalabileceklerini düsünmüs olabilir. Veya yarin sartlar degisir, çark tersine dönerse hesap vermekten korkmus olabilir. Kim bilir, telefonlarinin dinlenmesi ihtimalinden ürkmüs olabilir. Ya da Ergenekon'un yaydigi korku ikliminden nem kapmis olabilir. Peki neden söyleme ihtiyaci duydum? Yazar, temsilci ve muhabir fark etmeksizin her telefona çikanlar, sizden kaçiyorsa mutlaka özel bir sebebi olmalidir.

* Dalan'in gizli bir güç tarafindan korundugunu söylemissiniz, kim neden koruyor sizce?

Ergenekon'un Bedrettin Dalan'in da içinde bulundugu 10. dalga operasyondan sonra duvara çarptigini söyleyebilirim. Duvari delip geçer mi onu zaman gösterir. Bu durumun birden fazla sebebi var, ancak aralarinda en dikkatimi çeken husus, Mason localarina dokunmasidir. Bedrettin Dalan Mason mudur? Bilmiyorum. Ancak bu localarin ve baglantili uluslararasi güç odaklarinin Dalan'i koruduklari konusunda hiç süphem yok.

* Ergenekon'un medyada uzantilari var demissiniz.

Böylesine derin ve merkezi yapilanmanin, toplum üzerinde nüfuz kullanabilecek her kurumu veya sahsi hedefledigini dikkate alirsaniz, medyayi pas geçmesini bekleyemezsiniz. Bu iliski, maddi çikara dayali olabilir, mevki, makam, terfi gibi sosyal statü taahhütlerine bagli gelisebilir, dogrudan örgüt bagindan kaynaklanabilir, tehdit, santaj gibi nedenlerle boyut kazanabilir. Medya topragi mümbittir, yeterince kullanima açik eleman mevcuttur.

* Ortaya çikan birçok darbe plani Adalet ve Kalkınma Partisi'nin basarisi mi?

Olup bitenleri yakindan izledigimizde, AK Parti'nin aslinda darbe girisimlerini çok daha önce, isbasina geldikleri ilk dönemlerde fark ettigini, ancak mücadele için zamana yaydiklarini anliyoruz. Hükümet, gerçek manada iktidar olunca, daha güçlü bir sekilde siyasi irade koymaya basladi. 8 yilda yaklasik 50 bin sahis çete üyesi olduklari gerekçesiyle yargi önüne çikarildi, bunlarin önemli kismi tutuklandi. Bu altyapi olusturulmasaydi, Ergenekon ve Balyoz gibi gelisen dava süreçleri daha isin basinda akamete ugrayabilirdi. Çetelerle mücadele konusunda AK Parti'nin basarili oldugu ifade edilebilir.

* Yasananlar Türk Silahli Kuvvetleri'ni nasil etkiledi?

TSK su anda bir travma yasiyor. Düne kadar egemen güçtü, bugün yargi önünde hesap veriyor. Hesap verebilirlik, TSK'nin ayarini bozmus durumda. Çünkü hukuk disina çiktiklari 27 Mayis, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Subat hep yanlarina kâr kaldi. Devranin böyle dönecegini varsayiyorlardi. Ilk kez bu kadar güçlü bir sekilde hukuk disi faaliyetlerden dolayi yargilama yapiliyor. Sunu kabul etmek gerekir, TSK üst yönetimi de baslangiçta bu operasyonlara destek verdi, çünkü 27 Mayis'taki gibi cunta basariya ulasirsa Genelkurmay Baskanlari Rüstü Erdelhun gibi rütbeleri sökülüp cezaevine tikilabilirdi. TSK içindeki bu hiyerarsik yapinin korunmasi adina hem Büyükanit hem Basbug önceleri daha pozitifti. Sorusturmalarin derinligi artinca mahalle baskisina yenik düstüler. Basbug, maalesef yakin tarihin en basarisiz genelkurmay baskani oldu.

Kösesini kadin tavlamak için kullananlari ciddiye almiyorum

* Ahmet Hakan gibi bazi yazarlar 1999'da Demokratik Sol Parti adayliginizi 28 Subat yandasligi olarak gösterdi, ne diyorsunuz?

O günleri hatirlayin, Demokratik Sol Parti sivil siyaseti temsil eden, muhafazakâr kesimin hukukunu arayan, toplumsal degerlerle barisik bir partiydi. Ergenekon'a methiyeler düzenlerin, mesru ve Ergenekon'un hedefindeki Ecevit baskanliginda siyaset girisimini yaftalamalari abesle istigaldir. Ayrica, kösesini kadin tavlamak için kullananlari ciddiye almiyorum. Hele Ergenekon yalakasi devsirmeleri hiç...

* Ankara basini ile Istanbul basini arasinda nasil farklar var?

Gazeteciler her fani gibi çalistiklari ortamdan etkilenebiliyor. Ankarali gazetecilerde devletin o bürokratik kasvetli kokusunu, Istanbullu gazetecilerde mütesebbis özgürlügünün yayilmaci kokusunu hissedersiniz. Birinin gözlerinde devleti digerinin gözlerinde özel sektörü okur gibi olursunuz. Biri daha statik, digeri daha pragmatiktir. Sahsimi bu genel degerlendirmenin tam göbegine yerlestiriyorum.

* Ankara'da kadin gazetecilerle haber kaynaklari, sözgelimi siyasiler arasinda yakinlasma oluyor mu, böyle bir iliski habere ulasmayi kolaylastirir mi?

Böyle bir ihtimal var tabii. Geçmiste siyasilerle daha yakin iliskiye giren kimi kadin gazetecilerin habercilikte mesafe aldiklarini gördük. Ama bu durum çok istisnaidir, zaman içinde hemcins meslektaslari onu dislar ve yalnizlastirir. Yani sistem bir sekilde kendini korumayi basarir.

Iktidarin AB konusundaki çabalarini destekliyorum

* AB'ye ne kadar yakiniz, yakin olmali miyiz ya da kimilerinin söyledigi gibi Dogu'ya mi yaklasmaliyiz?

Elbette AB, Türkiye için hedeftir, olmalidir. Yarin sizi bu birlige almasalar bile, 1. sinif demokrasinin tesisi, yasam kalitesinin artirilmasi ve refah standardinin yükseltilmesi, Türkiye'nin en önemli kazanimi olacaktir. Iktidarin bu konudaki çabalarini destekliyorum. Bazi alanlarda seyrin yavas olmasi, AB'nin basta Kibris olmak üzere bazi kritik konulardaki tek tarafli dayatmalarindan kaynaklaniyor. Onun için eksen kaymasi tartismasini dogru bulmuyorum. Belki Dogu'ya dogru dozun biraz kaçtigi düsünülebilir. Sunu unutmamak gerekir, ülkeler, masada daha fazla pay almak için ince taktikler izleyebilir, yasananlari bir de taktik açidan degerlendirmekte yarar var.*

Vecdi Gönül'ün varligiyla yoklugu belli degil

* Ergenekon sonrasi Mehmet Haberal'i bir Adalet ve Kalkınma Partisi'li bakanin ziyaret ettigini söylediniz. Kimdir bu bakan?

Mehmet Haberal da Bedrettin Dalan gibi güçlü bir karakterdir. Kuddusi Okkir'in cezaevinde hayatini kaybettigini düsünürseniz, Haberal'in bir gün bile cezaevine sokulamamasi, onun gücüdür. Haberal'i tahliye etmedikleri için 9 yargica tazminat cezasi verilmesini, Cumhurbaskani'nin saglik durumunu yakindan takip etmesini, bir bakanin ziyaretini de bu hesaba ekleyin. Efendim kim bu bakan? Zamani gelince açiklarim, ama Cemil Çiçek degil, demokrat geçinen biri. Efendim insani bir tavir olamaz mi? Olabilir. Diger hasta saniklarla neden ilgilenmiyorsunuz? Kanimca Haberal, su anda Ergenekon saniklari içinde en imtiyazli olanidir. Saglik kosullari hastanede kalmasini gerektiriyorsa, mümkündür, o zaman ayni hassasiyetin benzer durumdaki tüm Ergenekon saniklari için gösterilmesi gerekir. Sadece külfette degil nimette de adaletin saglanmasi zorunludur.

* “Ergenekon'u destekleyen hükümet üyeleri var'' tezi ne kadar gerçegi yansitiyor?

Bu ifade tam olarak öyle degil. Bazi milletvekilleri gibi bazi bakanlar da Ergenekon'un yaydigi korku ikliminden etkilenmis olabilir, etliye sütlüye dokunmadan hükümetteki görevini tamamlayip emeklilik hesabi içine girebilir, böyle bir ihtimale dikkat çektim. Yakin tarihte Abdüllatif Sener bunun en somut örnegidir. Böyle bir havadan etkilenme ihtimalini yüksek görüyorum. Yukaridaki ifadeden bagimsiz olarak belirtmem gerekirse, mesela Milli Savunma Bakani Vecdi Gönül, neredeyse 24 saat karargâhin içinde, hükümet üyesi degilmis gibi, varligi yoklugu belli degil.

Türkiye'nin Islam dünyasindaki gücü Batiyla arasindaki köprü rolüdür

* Terör ne zaman sona erer veya erecek mi?

Türkiye pilini pirtini toplayip uzaklara terki diyar eyleyemeyecegine göre uzun yillar terörle yasamayi kabullenecektir. Içinde bulundugumuz yüzyilin satranç tahtasi olarak kabul edilen Avrasya jeopolitiginin kritik evresindeki Türkiye, asla kendi haline birakilmaz. Mihver ülke olarak görülen, palazlandiginda jeostratejik rol üstlenebilecegi varsayilan Türkiye'nin, küresel güç dengesini etkileyebilecek olmasi, ayni zamanda bas agrisidir. Dün ASALA yerini PKK'ya nasil biraktiysa, bugün PKK'yi tasfiye etseniz bile bir baska terör örgütü ikame edilmek istenecektir. Elbette bu durum, çaresizlik demek degildir. Türkiye'nin küresel oyunda konuslanacagi koordinatlar, terörün boyutlarini da etkileyecektir. Daha somut bir ifadeyle, Amerika Birlişik Devletleri ve Israil'le çatisarak terörle bas edemezsiniz. Ayrica, Hamas-Hizbullah-El Kaide arasina sikismis bir Türkiye fotografi, yarar saglamaz. Türkiye'nin Islam dünyasindaki gücü, Bati'yla arasindaki köprü rolüdür. Bu köprü yikilirsa, Türkiye altinda kalabilir

Hayir oylari çok düsük kalirsa Deniz Baykal geri döner

* Referandum için ne düsünüyorsunuz?

Bu referandum, sivil ve askeri bürokratik elit kesimin egemen oldugu devlet düzeninden demokratik devlet düzenine geçiste önemli merhaledir. Referandumdan evet oylari fazla çikarsa milli iradeyi üstün kilan seffaf bir yönetime dogru yelken açilacaktir. Onun için statüko, ölümüne engelleyici bir tavir içinde. PKK ve Ergenekon'un isbirligi bu yüzdendir. Miliyetçi Hareket Partisi ve BDP'nin ayni karede yer almasi tesadüfi degildir. Biri terörü tirmandiriyor, digeri incinmis duygulari sokaga dökmeye çalisiyor. Eger çete operasyonlari basarili olmasaydi, Inegöl ve Dörtyol sayisi daha fazla olurdu, Türkiye'nin dört yani ates topuna dönerdi.

* Referandum sonuçlari seçimi nasil etkiler?

Hayir oylari çok düsük kalirsa Deniz Baykal geri döner. Evet oylari çok düsük çikarsa AK Parti seçim tarihini masaya yatirabilir.

* Erdogan'in son seçimi mi olur?

Basbakan'in sözü var, 2011 seçimlerinden sonra bir daha aday olmayi düsünmüyor.

* Çankaya'ya çikmak ister mi?

Böyle bir niyet besleyebilir, ancak nihai karari Abdullah Gül'le istisare ederek verir. Aralarinda çok özel bir hukuk var.

Herkes haber kaynagim

* Haber kaynaklariniz nereler, bu kadar seyi nereden ögreniyorsunuz, yoksa herkesin bildigi fakat kimsenin yazmaya cesaret edemedigi gerçekler mi bunlar?

Herkes haber kaynagimdir, siz de... Habere ulasmak için çok farkli yöntemler kullanirim. Özü itibariyla, zaten gazetecilik, iliski ve çevre isidir. Ne kadar birikimli olursaniz olun, habere ulasacak kaynaklariniz yoksa gerisi teferruattir. Tabii bir de madalyonun diger yüzü var. Haberci ve haber kaynagi arasindaki iliskinin seyrini biraz da arz istek dengesi belirler. Ergenekon'un üzerine gittigimiz için ciddi bilgi ve belge akisi oldu. Benim yazdiklarim, tecrübeli her gazetecinin rahatlikla ulasabilecegi türden bilgilerdir.

* Tehdit aliyor musunuz, kendinizi nasil koruyorsunuz? Korkmuyor musunuz?

Tehditler periyodik olarak geliyor. Baslangiçta etkileniyordum, bir ara tansiyon sorunu yasadim, simdi rahatim, korkularimla yüzlestim ve astim. Fakat devlet pesimi birakmiyor. Yakin koruma verdiler, bir süre sonra çalisma güçlükleri nedeniyle istemedigimi ifade ettim, geri çektiler. Yakin zamanda Türk Intikam Tugayi yeniden tehdit edince yeniden koruma tahsis ettiler. Ayrica bazi özel koruma yöntemleri uyguluyorum, programlari sik araliklarla degistiriyorum. Sonunda “her sey olacagina varir†deyip kendimi yaradana teslim ediyorum, çünkü en büyük koruyucu odur, ona sigindim, gerisini pek önemsemiyorum.

Sindirim sorunu asilirsa iliskiler düzelir

* Adalet ve Kalkınma Partisi ile medya arasindaki iliski nasil sonuçlanacak? Hangi taraf kazanacak, hangi taraf kaybedecek?

AK Parti iktidari döneminde ciddi bir medya sorunu yasandigi malumdur. Ancak sorunun tek kaynagi olarak iktidari görürseniz, saglikli sonuca varamazsiniz. Sunu kabul etmek gerekir, düne kadar medya, kendini birinci kuvvet olarak görüyordu, simdi 4. kuvvet oldugunu görmeye basladi ancak henüz tam olarak sindirebilmis degildir. Bu sindirim sorunu asilirsa iliskilerin büyük ölçüde düzelecegini düsünüyorum. Kalici çözüm ise devletin ekonomideki payinin azalmasiyla mümkün olacaktir. Iktidar ihale dagitir pozisyondan çekilmedikçe birer ticari isletme olan medya kuruluslariyla arasindaki iliskinin saglikli bir zeminde yürümesi çok zordur. Gördügüm kadariyla Dogan Medya Grubu, tüm gelecek hesaplarini genel seçime endekslemis durumda. AK Parti giderse rahat nefes alacaklarini, vergi sorununu çözeceklerini düsünüyorlar. Seçime dogru Cumhuriyet Halk Partisi ve Miliyetçi Hareket Partisi lehine ciddi yiginak yapabilirler.

Balyoz'da durum bu noktaya gelmeyebilirdi

* Balyoz'da neler oluyor?

Aslinda Balyoz, Ergenekon'dan daha büyük bir dava. Belki çeliski gibi gelebilir, haklisiniz. Ergenekon üst bir örgüttür, o nedenle Balyoz'un alt küme olarak degerlendirilmesi gerekir. Ancak, bugün Silivri'deki sanik profili ve iddianamelerin içerigi, gerçek anlamda Ergenekon'u desifre eden görüntüler degildir. Balyoz'un Ergenekon'a göre daha çok gürültü koparmasinin bir nedeni de budur. Balyoz baslangiçta bir hukuk davasiydi, HSYK ve Yargitay'in dolayli müdahaleleri nedeniyle gövde gösterisine sahne olmaya basladi. Her yapay müdahale, bir baska yanlisi dogurdu. Sonuçta Balyoz'un kapatilmasi yönünde bir süre önce devlet içinde olusan zimni mutabakatin sûra öncesi bozuldugunu görüyoruz. Hem yargi hem asker süreci iyi okuyabilseydi, Balyoz'da durum bu noktaya gelmeyebilirdi. Tutuklama kararlarina yönelik tavirsa imtiyazli firar halidir, arkasinda dogrudan Genelkurmay vardir. Komutanlari sûra öncesi orduevlerinde saklayan Genelkurmay, suça istirak etmistir.

Hükümet bu terfilere mutlaka müdahale etmeli

* Saldiray Berk neden Ergenekoncu ilan edildi?

Bunun özel bir nedeni yok. Hakkinda savcilikça sorusturma yürütüldü, iddianame hazirlandi, orada sahsina isnat edilen suçlar var. Ama kendisi ifade vermeye gitmedi. Ergenekon davasi sanigi ama hâlâ ifadesi alinabilmis degil. Genelkurmay, Saldiray Pasa'yi neden korudu buna cevap bulmak gerekir. Sanirim, Saldiray Berk, Hasan Igsiz ve Hayri Kivrikoglu arasindaki yakin dostluk, isbirligi olarak algilandi ve bir denge politikasi izlendi. Saldiray Berk'i Jandarma Genel Komutani yapmak istediler, hükümet izin vermedi, EDOK komutanligina geçisi, emeklilik öncesi son molasidir.


Bu haber 2186 defa okunmuştur

Sabit